Item image

MİLİON TAŞI

Dünya'nın merkezi: Milion Taşı

       Dünya’nın merkezi: Milion Taşı

Dört bir yanı görkemli yapılarla çevrili Sultanahmet Meydanı’nın kuzeybatısında, hemen yanı başındaki su terazisinin gölgesinde mütevazi bir mermer sütun bulunur. Yakın zamanda, dünya şehirlerine uzaklığını gösteren tabelalar konulana kadar önünden gelip geçenlerin dikkatlerinden kaçan bu taş aslında tarihin bir dönemi için dünyanın merkezi olan noktayı göstermektedir. Miliarium Aureum, yani Altın Kilometretaşı denilen ve kısaca Milion olarak bilinen bu taş Doğu Roma İmparatorluğu için Dünya’nın “0 noktası“nı işaret etmekteydi.

<em>Roma Forumu'nda bulunan Milliarium Aureum</em>

Roma Forumu’nda bulunan Milliarium Aureum

Roma İmparatorluğu’nda ve ardından gelen Doğu Roma İmparatorluğu’nda başkentin merkezinde bir başlangıç noktası işaretlenir ardından ülke geneline yayılan tüm yollar boyunca konulan mesafe taşları ile bulunulan noktanın merkeze yani başlangıç noktasına olan uzaklığı mil cinsinden belirtilirdi. Ayrıca İmparatorluk’un diğer şehirlerinin başkente olan uzaklığı da bu metotla hesaplanırdı. İstanbul’un Roma İmparatorluğu’nun başkenti olduğu 330 yılına kadar Roma şehrindeki Forum’da bulunan Milliarium Aureum başlangıç noktası olarak kabul edilirdi. Ancak 330 senesinde Büyük Konstantin’in (I. Constantinus) başkenti Nova Roma (Yeni Roma) adını verdiği İstanbul şehrine taşımasıyla imparatorluğun merkezi de değişecekti. Önceden bütün yollar Roma’ya çıkardı, artık bütün yolların Yeni Roma’ya, İstanbul’a çıkması lazımdı ve öyle de oldu.

1965 yılında yapılan kazılarda bulunan Milion Taşı aslında; kare şeklinde yerleştirilmiş, birbirine kemerlerle bağlı dört mermer ayak üzerine oturtulmuş bir kubbeden oluşan çok daha büyük bir anıttan kalan tek parçadır. Tetrapylon olarak adlandırılan bu mimari yapı şekli Roma mimarisinin önemli figürlerindendir. Anıtın üzerinde, şehrin koruyucusu olduğuna inanılan şans tanrıçası Tykhe heykelinin yanında İsa’nın çarmıha gerildiği haçı tutan Büyük Konstantin ve annesi Helena’nın heykelleri bulunurdu. Ayrıca Roma imparatorları Trajan’ın, Hadrianus’un, II. Teodosios’un süvari heykelleri ile Antik Yunan kültüründe Güneş Tanrısı olan Helios’un dört atlı arabası (Quadrigae) heykeli de yapıyı süslerdi.

<em>Milion Anıtı'nın ilk hali ve bugüne kalan parçanın yapı üzerindeki konumu</em>

Milion Anıtı’nın ilk hali ve bugüne kalan parçanın yapı üzerindeki konumu

Anıtın, İstanbul’un başkent olmasının ardından Büyük Konstantin’in giriştiği büyük imar çalışmaları kapsamında diğer görkemli anıtlarla birlikte 4. yy’da dikildiği tahmin edilmektedir. Anıtın bulunduğu nokta da tesadüfen seçilmemiştir. Bölge şehrin hatta imparatorluğun hem idari hem dini merkezi konumundaydı. Dünyevi iktidarın sembolü olan, imparatorun yaşadığı ve tüm idari işleri gerçekleştirdiği sarayı ve o güne kadar Dünya’nın görmüş olduğu en büyük mabet olan Ayasofya burada bulunmaktaydı. Bölge aynı zamanda toplumsal yaşamın da merkezi konumundaydı; en büyük toplumsal buluşmaların gerçekleştiği ve en büyük toplumsal eğlencelerin yaşandığı Hipodrom‘da bu bölgede bulunuyordu. Tüm bu yapılar şehre başkent kimliği kazandırmak amacıyla bir bütün oluşturacak şekilde bu merkez etrafına inşa edilmişti. Aynı zamanda imparatorun “sokağa çıkmadan” kullanabileceği özel yollar ile birbirine bağlanan binalar tek bir kompleks yapı fonksiyonu kazanmıştı. Anıtın dikildiği nokta ise şehrin ana caddesi olan Mese‘nın yani Orta Yol‘un başlangıcı idi. Milion Anıtı’ndan başlayan Mese Caddesi şehrin belli forumlarından (meydanlarından) geçerken çatallanarak devam eder bu yollar da sur kapılarına kadar uzanarak oradan dünyanın dört bir yanına yayılırlardı. Bu yollardan en meşhuru, Milion taşından başlayan Mese Caddesi’nin devamı olarak Yedikule’deki şehrin en büyük kapısı olan Altın Kapı’ya (Khryse Pyle) ulaşarak buradan Adriyatik kıyısında bulunan, bugünkü Arnavutluk sınırları içerisindeki, Antik Dyrrhachium Kenti‘ne uzanan oradan da deniz yolu ile İtalyan yarımadasına geçtikten sonra Roma’ya kadar devam eden Egnatia Yolu (Via Egnatia) idi. Bu yol tüm Roma İmparatorluğu’nun anayolu niteliğindeydi.

<em>Milion Taşı</em>

                           Milion Taşı

Milion Anıtı sadece Roma yollarının başlangıcı olmasının yanında zaman ölçümlerinde esas alınmak üzere 0’ıncı meridyenin geçtiği nokta olarak da kabul ediliyordu. Ancak Doğu Roma’nın Hıristiyanlığa geçmesi ile birlikte 0’ıncı meridyen olarak Ayasofya’nın kubbesi kabul edilmeye başlanmıştır. Yakın zamanda İstanbul’da düzenlenen bir çalıştay ile; 1884 yılında İngiltere’deki Greenwich Gözlem Evi‘nden geçen meridyenin başlangıç meridyeni olarak kabul edilmesine kadar Milion Taşı’nın tüm dünya tarafından başlangıç noktası olarak kabul edildiği ve saat, mesafe, yön hesaplamalarının bu noktaya göre yapıldığı, özellikle İslam Dünyası’nda zamanın, İstanbul dolayısıyla Milion Taşı’nın referans alınarak hesaplandığı iddia edilmiştir. Ancak henüz daha Doğu Roma döneminde 0’ıncı meridyenin Ayasofya’nın üzerinden geçtiğinin kabulüne dönülmesi ve Osmanlı’nın da bunu devam ettirerek Ayasofya’nın kubbesinden geçtiği kabul edilen, “Arz-ı Halife” veya “Arz-ı İstanbul” olarak adlandırılan meridyeni 0’ıncı meridyen olarak kabul ettiğini göz önüne aldığımızda Milion Taşı’nı Osmanlıların da sıfır noktası kabul ettiği iddiası şüphe uyandırmaktadır.

Milion Anıtı’nın 16.yy’da şehre su taşıyan kemerlerin genişletilmesi çalışmaları esnasında yıkılarak, zamanla ortadan kaybolmaya başladığı tahmin edilir.

Milion Taşı’nın çeşitli Dünya şehirlerine olan uzaklıkları şöyledir:

Ankara – 453 km
Buenos Aires – 12258 km
Washington – 8415 km
New York – 8088 km
Hong Kong – 8012 km
İslamabad – 4895 km
Budapeşte – 1295 km
Viyana – 1498 km
Atina – 764 km
Lefkoşa – 1846 km
Taşkent – 4588 km
Havana – 9984 km
Şam – 1488 km
Saraybosna – 1084 km
Kahire – 4348 km
Tahran – 2040 km
Bakü – 1756 km
Roma – 1377 km
Londra – 2502 km
Paris – 2258 km
Berlin – 1740 km
Mekke – 2407 km
Moskova – 1757 km
Pekin – 7063 km
Tokyo – 8954 km