Item image

GOTLAR SÜTUNU

Gotlar SütunuGotlar Sütunu, Gülhane Parkı’nın sahile yakın kesiminde bulunmaktadır. İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethinden önceki devirden kalmış olan sütun, şehrin en eski anıtlarından biridir. Günümüze gelinceye kadar pek az değişikliğe uğramıştır. İsmini, sütunun kaidesinde bulunan yazıdan alan anıtın 4. yüzyıldan kaldığı düşünülmektedir.

Mavi damarlı prokonnessos mermerden yapılmış olan sütun, üç basamak üzerine oturtulmuş bir kaide ve yekpare bir gövde ile tek bir başlıktan oluşmaktadır. Yüksekliği 18,5 metredir. Birtakım izlerden ve kaidenin zor okunmasından dolayı kaidenin yüzeylerinde önceleri kabartmalar bulunduğu ancak bu kabartmaların daha Gotlar Sütunusonraları taşçı kalemi ile kazındığı düşünülmektedir. Sütunun göze çarpan tek süsü korint üsluplu başlığıdır. Bu başlığın Üsküdar’a bakan tarafında bir kartal kabartması bulunmaktadır.

Gotlar sütunun kim tarafından dikildiği tam olarak bilinmemektedir. Kaidede yer alan kitabedeki “Fortunae Reducı Ob Devıctos Gothos” yani “Gotları yenmemizle geri dönen talihe” yazısından, sütunun Gotlara karşı kazanılmış bir zafer sonrasında dikildiği anlaşılmaktadır. Geç devrin yazarlarından olan Nikephoros Gregoras sütunun üstünde şehrin kurucusu olan Megaralı Byzas’ın bir heykeli bulunduğunu belirtse de, bu bilginin doğruluğu oldukça şüphelidir. Zira kitabenin Gotlara karşı kazanılmış bir zaferden bahsetmesi ve yazının Latince olması sütunun Roma dönemine ait olduğuna işaret etmektedir. Gregoras’ın iddiasının doğruluğu ancak çok sonraları sütuna bir Gotlar SütunuByzas heykeli eklenmesi ya da zamanla gerçek kimliğini kaybetmiş bir heykelin halk tarafından Byzas olarak düşünülmesi ile mümkün olabilir. Ayrıca, 6. yüzyıl tarihçisi Lidyalı İonnes, sütun başlığının orijinalinde Yunan şans tanrıçası Tike’nin bir heykeli bulunduğunu ifade etmektedir. Kimileri, Tike’nin bir pagan tanrıça olması nedeniyle Hıristiyanlığın imparatorlukta resmi din haline gelmesinin ardından bu heykelin sütundan kaldırılmış olabileceğini iddia etmektedir.

Önceleri sütunun, Gotlara karşı kazandığı savaşlar ile ünlü olan ve “Got Kıran” ismiyle anılan Roma İmparatoru II. Claudius’un (268-270) bugün Sırbistan sınırlarındaki Niş şehri yakınlarında Gotlara karşı kazandığı zafer sonrası dikildiği düşünülmüştür. Ancak daha sonraları II. Claudius’un hiçbir zaman İstanbul’a gelmemiş olması nedeniyle sütunun onunla bir ilgisi olmadığı sonucuna varılmıştır. Semavi Eyice, sütunun Tuna nehrinden inen Gotlara karşı savaştığı bilinen İmparator I. Theodosius’a (379-395) ait olduğunu ileri sürerken, öte yandan sütunun kitabesinde yer alan Latin harflerinin biçimleri nedeniyle anıtın I. Constantin (306-337) dönemine ait olabileceğini de ifade etmektedir.

İstanbul’un, Roma İmparatoru Septimius Severus döneminde inşa edilen iki amfitiyatrosunun bulunduğu bilinmektedir. Büyük Tiyatro (Theatrum Majus) ve Küçük Tiyatro (Theatrum Minus) olarak adlandırılan bu iki amfitiyatronun yerleri kesin olarak bilinmese de Büyük Tiyatro’nun Topkapı Sarayı mutfaklarından denize doğru inen yamaç üzerinde, Küçük Tiyatro’nun ise Gotlar Sütunu’nun bulunduğu alanda yer aldığı düşünülmektedir. 1913 yılında Gotlar Sütunu’nun çevresinde yapılan arkeolojik kazılarda Küçük Tiyatro’nun burada bulunduğuna dair bulgular elde edilmiştir. Tarihi kayıtlarda ise Küçük Tiyatro’dan, M.S.440 yılında yazılmış olan “Notitia Urbis Constantinopolitanea” isimli kitapta bahsedilmiştir. Bu kitapta 14 bölgeye ayrılarak yönetilen İstanbul’un 2. bölgesinde Küçük Tiyatro’nun bulunduğundan söz edilir. Yakın tarihli kaynaklar olarak ise; İngiliz tarihçi Alexander Van Millingen 1906 yılında yayınlanan “Constantinople” isimli kitabında bölgede iki tiyatronun bulunduğu bunlardan Değirmenkapı yakınında olanının yani Küçük Tiyatro’nun sebze bahçeleri tarafından işgal edildiğini yazmıştır. Lozan’da resim öğretmeniyken, 1909’da tatil için geldiği İstanbul’dan bir daha ayrılamayarak Doğu Roma sanatı ve mimarisi üzerine araştırmalar yapan ressam ve topograf Ernest Mamboury, 1925 yılında yayınlanan “Constantinople Guide Touristique” isimli İstanbul rehberinde, “Gotlar Sütunu’nun, Septimius Severus tarafından inşa edilen Theatrum Majus’un spinasına ait olması gerektiğini” belirtmiştir. İstanbul’un Doğu Roma dönemi topografya uzmanı olan Raymond Janin de 1950 yılında yayınlanan “Constantinople Byzantine, Développement Urbain et Répertoire Topographique” adlı eserinde Sarayburnu’nda 1913’te ortaya çıkartılan kalıntıların olasılıkla Theatrum Minus’a ait olduğunu ve Gotlar Sütunu’nun da bu yerin merkezini işaret ettiğini yazmıştır. Kitabın başka bir yerinde ise “Küçük Tiyatro, büyük bir ihtimalle Afrodit Tapınağı’na bakan ve Artemis Tapınağı yanında inşa edilen ‘Eski Megaralılar Tiyatrosu’ olarak değerlendirilmekte ve tiyatronun birinci tepenin kuzeye doğru olan yamacının uç noktasında yer aldığı söylenir. Bu bölge içine alındığında batıdaki Gotlar Sütunu’nun da küçük tiyatronun tam ortasını işaret edeceği” yazılıdır.

Korint sütun başlığı üzerindeki kartal kabartması

Korint sütun başlığı üzerindeki kartal kabartması

Gotlar Sütunu, Topkapı Sarayı’nın has bahçesinde kalması nedeniyle uzun süre sadece uzaktan görülebilmiştir. Sütun kitabesi ilk defa 1810 yılında J. C. Hobhouse tarafından kopya edilmiştir. İlk gravür resimleri ise ressam Th. Allom tarafından R. Walsch’ın (1838) ve ressam W. H. Bartlett tarafından Miss J. Pardoe’nin (1839) kitaplarında yayınlanmıştır. Bu gravürlerden ilki gerçeğe pek uygun olmamakla beraber, ikincisi son derece gerçekçidir.

Gotlar Sütunu’nun biraz aşağısında yer alan bölgede 1913’te ilk Bizans devrine ait olan bazı mimari kalıntılar bulunmuştur. Bunlar, bazı iddiaların aksine Theatrum Minor (Küçük Tiyatro) ya da Dmetrios Kilisesi’ne ait kalıntılar olmamakla birlikte, eski bir saraya ait oldukları düşünülmektedir.