Item image

ÇUKUR ÇEŞME

Çukur ÇeşmeÇukur Çeşme, Sultanahmet Meydanı’nda İbrahim Paşa Sarayı’nın sol bitişiğinde bulunan, Üçler Çeşmesi olarak da anılan çeşmedir. Sultanahmet Camii’nin inşası ile meydanın zemin seviyesinin yükselmesi sonucu çeşme zemin seviyesinin altında kalmış, bu nedenle “Çukur Çeşme” olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Çeşmenin kitabesi kayıp olduğundan hakkında kesin bilgiler vermek zordur. Ancak su yolları hakkındaki tarihi kaynak ve belgelerden 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan Kırkçeşme Su Tesisleri’nin bir parçası olduğu anlaşılmaktadır. Kırkçeşme ve Kağıthane suyunun 1568/1569 tarihli İstanbul Su Dağıtım Defteri’nde adı “Çeşme-i Atîk der Meydân-ı Esb” olarak geçen çeşmenin, bu çeşme olduğu tahmin edilmektedir. Defterden anlaşıldığı üzere o tarihte bu çeşmeye iki lüle su tahsis edilmiştir.

<em>Çukur Çeşme üzerindeki haçlar</em>

Çukur Çeşme üzerindeki haçlar

Çeşmenin en ilginç ayrıntısı ise üzerindeki haçlardır. Çeşme inşa edilirken, bugün meydan olan alanda bulunan Doğu Roma dönemine ait Hipodrom’un kalıntıları kullanılmıştır. Kullanılan bu kalıntıların bazılarının üzerinde ise haçlar bulunmaktaydı. Anlaşılan Osmanlı bu haçlardan hiç rahatsız olmamış ki kullandığı bu haç kabartmalı mermerleri ne ters çevirmiş ne de kazımıştır. Haçları düzgün bir şekilde çeşme üzerinde görünür yerlere yerleştirmiştir. Yan yana dizilmiş 4 ayrıçeşmeden oluşan Çukur Çeşme’nin üzerindeki üç haçtan biri soldan ikinci ve üçüncü çeşmeyi ayıran kolon üzerinde mermere kazınmış, diğer iki haç ise soldan üçüncü çeşmenin kurnasında mermer üzerine kabartılmıştır. Osmanlı halkı, payitahtın merkezi diyebileceğimiz Atmeydanı’nda yaklaşık 400 yıl boyunca bu haçlara bakarak su içmiştir. Ne kimse bu haçların imparatorluğun merkezinde ne işi var demiş ne de kimse bu haçlara karşı vandallık sergilemiştir. Günümüzde gerçekleşmesi imkansız gibi görülen bu tavır  Osmanlı Devleti ve İstanbul halkının kendine güvenini ve hoşgörüsünü göstermektedir.

Çukur ÇeşmeÇeşmenin üstünde Üçler Mescidi olarak anılan bir cami olduğu yapılan arkeolojik kazılardan anlaşılmıştır. Yapılan kazılarda mescide ait bazı mermer parçalar, kitabesi ve haziresindeki mezarlardan mermer iki lahit bulunmuştur. Aynı kazılarda Hipodrom’un dahili ve yan duvarlarından bir kısım ve Hipodrom’un seyirci bölümüne giden kemerli bir kapıya rastlanılmış, ayrıca Doğu Roma dönemine ait oturur vaziyette bir kadını tasvir eden başı kırık bir rölyef bulunmuştur. Ayvansarayî Hüseyin Efendi’nin İstanbul’daki cami ve diğer dini mimari yapıları anlattığı “Hadîkatü’l Cevami” isimli eserinde Üçler Mescidi ile ilgili bilgiler vermektedir. Buna göre; Yakışıklı ve güzel bir delikanlı olması sebebiyle “Oğlan Şeyh” olarak şöhret bulan İsmail Maşuki, vahdet-i vücuda dayanan tasavvufi görüşleri sebebiyle müritleriyle birlikte yargılanıp “şeriata aykırılık” hükmü ile kimi kaynaklara göre 10, kimi kaynaklara göre 12 müridiyle beraber Atmeydanı’nda idam edilince müritlerinden olan Irakızâde Hasan Efendi idamın gerçekleştiği yeri parmaklıklarla çevirtmiş ardından burayı bir namazgaha dönüştürmüştür. Hüseyin Efendi eserinde namazgahın kıble tarafına Kandî Abdullah Efendi tarafından yazılmış üç beyitlik kitabeyi nakletmiştir. Kitabenin metni şöyledir: “Olub işte bu hûb Üçler makâmı, Salât-ı hamd ü tesbîh ile a’lâ / Nazargâh-ı ibâdullah olubdur, Şerefle dâ’im ide Hakk te’âlâ / Görüb Kandî didi târih, Refî’ü dilgüşâ oldu musallâ” Bu kitabeden namazgahın 1533’te yapıldığı anlaşılmaktadır. Kısa bir süre sonra, 1551 yılında, namazgah yine Irakızâde Hasan Efendi tarafından mescide çevrilmiştir. Bugün bu mescid hiç bir iz kalmayacak şekilde ortadan kalkmıştır.

Çukur ÇeşmeKlasik üslupta, sade ama ahenkli çizgilere sahip olan Çukur Çeşme, başka bir örneği olmaksızın bitişik haldeki 4 ayrı çeşmeden oluşmaktadır. Çukur Çeşme’nin iyi bir işçilik ürünü olan, taşlarla örülü ön cephesini de bu 4 ayrı çeşmeye ait 4 ayrı kemer ve kemerlerin biraz üstünden boydan boya geçen az çıkıntılı bir silme şekillendirmektedir. Çevredeki evlere su satan sakalar tarafından kullanıldığı bilinen çeşmenin, Atmeydanı’nda yapılan ve bazen günlerce süren büyük şenlik ve törenlerde kalabalığın su ihtiyacını karşılayabilmesi için yan yana dört çeşme şeklinde yapıldığı düşünülebilir. Sağ taraftan merdiven ile inilen çeşmenin sol tarafı örme duvardan bir set ile tamamen kapatılmış, sağ tarafındaki duvarda ise küçük bir boşluk bırakılarak hazireye geçiş sağlanmıştır. 1930 yılında akar halde bulunan çeşme bu tarihten sonra atıl duruma düşmüş, üstü otlarla kaplanarak görülmez hale gelmiş ve bulunduğu çukur adeta bir çöplüğe dönüşmüştür. 2015 yılında tamamlanan restorasyon ile bu görüntüsünden kurtarılan çeşmenin yeniden hatırlanılması sağlanmıştır.