Item image

ÇARDAKLI HAMAM

Çardaklı Hamam - 2Kadırga Semti’nde Küçük Ayasofya Camii’nin biraz kuzeyinde bulunan bir Osmanlı hamamıdır. Bugün tam bir harabe halinde olmasına rağmen sıra dışı mimarisi ile İstanbul’un en önemli hamamları arasındadır. Kapısının üstündeki üç satırlık kitabesinden hamamın 909 yani miladi olarak 1503/1504 yılında II. Beyazıd’ın Bâbüssaâde Ağası (Kapı Ağası) Hüseyin Ağa tarafından inşa edildiği anlaşılmaktadır. Tahrir defterlerinde, hamamın yıllık 42.500 akçe civarındaki gelirinin, hamamın hemen yakınındaki ve yine Hüseyin Ağa tarafından camiye çevrilen Küçük Ayasofya Camii’ne vakfedildiği yazmaktadır.

Hamamın ismi Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde Küçük Ayasofya Hamamı olarak geçmektedir. Hamamın sıra dışı mimarisinin Çardaklı ismini almasına sebep olduğu tahmin edilir. Hamamın erkekler bölümünde ılıklık ile sıcaklığı birleştiren geçidin iki tarafına yerleştirilmiş halvet hücrelerinin üstünde, başka hiç bir hamamda görülmeyen şekilde, merdiven ile çıkılan birer halvet hücresi daha bulunmakta ve ikisinin ortasında, geçidin üstündeki eyvan da bir balkon biçiminde sıcaklığa açılmaktadır. Bu balkon Türk mimarisindeki çardakları andırdığı için bu yapıya Çardaklı Hamam denilmiştir.

Osmanlı Hamamları, bir bakıma mirasçısı olduğu Doğu Roma İmparatorluğu’nun devamı niteliğindedir ve genel olarak aynı plan üzerinde inşa edilmişlerdir. Buna göre, hamamlar üç bölümden oluşmaktadır: Camekân (resepsiyon, kıyafet değişiminin yapıldığı bölüm – apoditaryum), Soğukluk (orta sıcaklıkta olan geçiş bölümü –  tepidaryum) ve Sıcaklık/Hararet (buhar odası – kalidaryum).

Çardaklı Hamam'ın Heinrich Glück tarafından çıkarılan planı

Çardaklı Hamam’ın Heinrich Glück tarafından çıkarılan planı

Çardaklı Hamam’ın mimari yapısı bilinen hiç bir Osmanlı hamamına benzemez. Zira hamamın daha önce burada bulunan bir Doğu Roma yapısı, muhtemelen hamamı, ile ilgisi olduğu düşünülmektedir. Hamam ilk başta tek hamam olarak inşa edilmesine rağmen kısa süre sonra kadınlar bölümü eklenerek çifte hamam halini almıştır. Bunu erkekler bölümü ile kadınlar bölümünü ayıran duvar üzerindeki örülmüş pencerelerden de anlamaktayız. Kadınlar kısmı sıcaklığı Eskiçağ’dan beri kaplıca mimarisinde yaygın olan bir merkez etrafında yıldız biçiminde yayılan nişlerden meydana gelmiştir. Kadınlar bölümünün bu yedi köşeli sıcaklığı aslında yapının bu kısmının hamamın mimari bünyesine uydurulmuş eski bir Doğu Roma yapısı olduğunu belli eder. Bu durum erkekler bölümünde daha belirgindir. Erkekler bölümünün sıcaklığı Doğu Roma mimarisinde sıkça rastlanan ancak Osmanlı-Türk mimarisinde görmediğimiz “serbest haç” biçimindedir. Ortadaki göbek taşı, üst yapıdaki kemerler ve mukarnaslı kubbe ayrıca eyvanların yarım kubbesinin dilimli süslemeleri ise Türk mimarisinin ürünleridir. Buradan anladığımıza göre hamamın bu kısmı daha önce burada bulunan ancak yıkılarak sadece temelleri ve az bir yüksekliğe kadar duvarları kalmış haç planlı bir Doğu Roma yapısı tamamlanarak inşa edilmiştir. Hamamın girişindeki Osmanlı kitabesinin altında bulunan Bizans kartalı kabartmalı mermer levha ve 1944 yılında hamamın içindeki mermerler sökülürken bulunup Ayasofya Müzesi’ne gönderilen başka bir Bizans kartalı kabartmalı levha bu görüşü doğrulamaktadır. Hamam hakkındaki en önemli araştırmalardan birini yapmış olan Alman sanat tarihçisi Heinrich Glück’ün incelemeleri esnasında bölgedeki Rum halkın bu yapının İmparator Konstantin ile ilgili olduğunu söylemelerine de öyle sanıyoruz ki yapının şekli ve Bizans Kartalı kabartmalı levhanın yarattığı izlenim sebep olmuştur.

Çardaklı Hamam
Çardaklı HamamHamamın kadınlar bölümü camekânı kare planlıdır, erkekler bölümü camekânı yeri daha geniş olmakla, ortasında bugüne ulaşmayan bir şadırvan bulunurdu. Üstündeki aydınlık fenerli kubbeye geçiş geniş Türk üçgenleri ile yapılmıştır. Bir sonraki kısım olan ılıklık, kubbeli üç bölümden oluşmakta buradan sıcaklığa geçerken aradaki geçide sıkıştırılan halvet hücreleri de küçük kubbeler ile örtülmüştür. Buradan da büyük bir mukarnaslı kubbe ile örtülen sıcaklığa geçilmektedir.

Çardaklı Hamam - 4Hamamın 1571/1572 ve 1575/1576 yıllarında Mimar Ömer bin Velî tarafından, ardından da 1600/1601 yılında Mimar Mehmed bin Üveys tarafından restore edildiği bilinmektedir. Bugün harabe halindeki hamamın, İstanbul Polis Mektebi müdürlerinden ve aynı okulda mesleki terbiye hocalığı yapmış olan Mustafa Galib Bey’in 1918’de yazdığı “Rehnümâyi Zâbita” isimli kitapta açık ve işler haldeki hamamlar arasında sayılması bize hamamın en az 1918 senesine kadar faal olduğunu gösterir. Nitekim 1917 yılında hamamı inceleyen Heinrich Glück da hamamın bakımlı bir halde olduğundan bahseder. Tam tarihi bilinmese de bu tarihten kısa bir süre sonra, vakıf eseri olmasına rağmen şaibeli bir şekilde İstanbul’unÇardaklı Hamam idari makamlarında bulunmuş önemli bir şahsiyetin özel mülküne geçirilen hamam kendi kaderine terk edilmekten de beteri adeta yok edilmeye çalışılmıştır. 1924 yılında Türkiye Sigortacılar Daire-i Merkeziyesi adına topoğraf Jacques Pervititch tarafından hazırlanan sigorta planında sadece kadınlar bölümünün camekânı harap olmuş gösterilen hamam 1935-1940 yılları arasında sahibi tarafından önce depo sonra atölye olarak kullanılmıştır. Bu dönemde yapı çok büyük zararlar görmüş; mermer döşemeleri ve kurnaları tamamen sökülerek satılmış, binanın içine sundurma atölyeler inşa edilmiştir. Yapı, 1940 yılında harap olmuş bir şekilde boşaltılmış ve kendi kendine yıkılması için kaderine terk edilmiştir.

Özel mülkiyete geçirildikten sonra hisseleri yıllar içerisinde mirasçılar arasında bölüne bölüne pek çok kişiye intikal eden hamamın hisselerinin büyük kısmı bugün bir vakfa ait olsa da hissedarların tamamının tespit edilememesi sebebiyle yapı ne kullanılabilmekte, ne restore edilebilmekte, ne de kamuya devredilebilmektedir. Bürokratik ve hukuki çıkmaz yüzünden, İstanbul’un Türkleşmesi döneminin ilk imar politikalarının ürünü olarak bölgede kurulan Küçük Ayasofya Camii ve müştemilatları ile birlikte oluşturduğu külliyenin bir parçası olan bu erken dönem eseri yok olmak üzeredir. Hamamın kadınlar bölümü sıcaklığının kubbesi tamamen çökmüş, bahçe duvarlarının bir bölümü yıkılmış, yapının genelinde büyük çatlaklar oluşmuş, çatısında otlar türemiş, içi viraneye dönmüştür.

Rüstem Paşa Çeşmesi - 1Hamamın kuzeybatı köşesinde binaya bitişik halde bulunan klasik üsluptaki çeşme kitabesinden anlaşıldığı üzere Kanuni Sultan Süleyman’a sadrazamlık yapan Damat Rüstem Paşa tarafından 1554 yılında yaptırılmıştır. Dolayısıyla Rüstem Paşa Çeşmesi olarak adlandırılan bu çeşme hamamın bir parçası ve Hüseyin Ağa’nın vakıflarından değildir.