Item image

CAĞALOĞLU HAMAMI

Çağaloğlu HamamıCağaloğlu Hamamı; Yerebatan Caddesi’nin devamında sağa doğru sapan, hamam ile aynı adı taşıyan sokak üzerinde, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yanında bulunur. Hamam’ın bulunduğu semte adını veren İtalyan asıllı Cigalazade Yusuf Sinan Paşa 16. yüzyıl Osmanlı sadrazamlarından biri olup, günümüzde İran Konsolosluğu ile İstanbul Erkek Lisesi’nin bulunduğu yerde görkemli bir sarayının olması nedeniyle semt de bu isim ile anılmış, zaman içerisinde Cigalazade ismi Cağaloğlu’na dönüşmüştür.

Cağaloğlu Hamamı, İstanbul’un en büyük çifte hamamlarından (kadın ve erkek bölümleri bulunan) biridir. Sultan I. Mahmut döneminde, 1740-1741 yılları arasında yapılmıştır. Mimarı bilinmemekle birlikte barok üslupta inşa edilmiştir. Kaynaklarda, Sultan I. Mahmut’un hamamı Ayasofya Camii içerisinde kurulan kütüphaneye gelir sağlamak için yaptırdığı belirtilmektedir.

Cağaloğlu Hamamı’nın bir diğer özelliği ise İstanbul’un son büyük çarşı hamamı olmasıdır. Sultan III. Mustafa 1768 yılında çıkardığı bir fermanla İstanbul’un odun ve su ihtiyacının karşılanabilmesi amacıyla, şehrin içerisinde Eyüp, Galata, Boğaziçi ve Üsküdar kıyılarında yeni hamamların inşa edilmesini kesin bir şekilde yasaklamıştır. Dolayısıyla bu tarihten itibaren İstanbul’da çarşı hamamları yapılamamıştır.

Osmanlı Hamamları, bir bakıma mirasçısı olduğu Doğu Roma İmparatorluğu’nun devamı niteliğindedir ve genel olarak aynı plan üzerinde inşa edilmişlerdir. Buna göre, hamamlar üç bölümden oluşmaktadır: Camekân (resepsiyon, kıyafet değişiminin yapıldığı bölüm – apoditaryum), Soğukluk (orta sıcaklıkta olan geçiş bölümü –  tepidaryum) ve Sıcaklık/Hararet (buhar odası – kalidaryum).

Çağaloğlu Hamamı - PlanCağaloğlu Hamamı’nın soğukluk ve sıcaklık bölümleri klasik Osmanlı hamam mimarisinden farklılıklar göstermektedir. Erkeklerin kullandığı bölümde, büyük bir kubbe ile örtülü olan camekândan, küçük kubbe ve yedi tonozla örtülü olan soğukluğa geçilir. Sıcaklık bölümü ise, sekiz mermer sütün ile birbirine bağlanan kemerlerin üzerine oturan büyük kubbe ile örtülüdür. Köşelerde kubbeli halvet hücreleri, ortada ise büyük bir göbektaşı bulunmaktadır. Ayrıca camekân bölümü 14×14 metre ölçülerinde olup, içerisinde biçim bakımından tamamen barok nitelik taşıyan mermer bir şadırvan bulunmaktadır.

Kadınlar bölümünün girişi yan sokaktandır. Soğukluk bölümünün mükemmel bir planı olmamakla beraber, sol tarafında iki sütün ile birbirinden ayrılmış üç bölüm bulunmaktadır. Orta kısmı ise büyük bir kubbe örtmektedir. Sıcaklık, erkekler bölümü ile benzer bir mimari göstermektedir.

Hamamın çevresi binalar ile kapatıldığından ötürü, dış mimarisi ilk bakışta dışarıdan görülememektedir. Bununla beraber dış mimarinin çokça itinalı bir işçilik göstermediği de açıktır.

Cağaloğlu Hamamı, Türk mimarisindeki dört eyvanlı – dört halvet hücreli tipin yeniliklerle donatılmış çok önemli bir örneği niteliğindedir. Çemberlitaş, Süleymaniye ve İznik’te bulunan Yeni Hamam’da temsil edilen benzer mimari çeşitleme, mimarimizde farklı bir tip olarak yerini korumaktadır. Bununla beraber, hamamın yıllar içerisinde özel mülkün eline geçmesi ile bir takım olumsuz mimari değişikliklere maruz kaldığı da açıktır. Reşad Ekrem Koçu, İstanbul Ansiklopedisi’nde muhabirleri Özay Aslan’ın 1964’te hamamı inceleme isteğinin hamam sahipleri tarafından “Ben öyle ansiklopedi, tarih kütüğü bilmem” denilerek geri çevrildiğini belirterek, bu gibi sanat eserlerinin bu zihniyetteki insanların elinde, gelecekte ‘çok modern bir şekilde restore edilmek’ tehlikesi karşısında olduğuna dikkat çekmiştir.