Item image

BÜYÜK TİYATRO

Her ne kadar günümüze ulaşamasa da İstanbul’un da tipik Roma şehirlerinde olduğu gibi amfitiyatroya sahip olduğu bilinmektedir. Hatta şehirde Büyük Tiyatro (Theatrum Majus) ve Küçük Tiyatro (Theatrum Minus) olarak adlandırılan iki adet amfitiyatro bulunmaktaydı. Bu tiyatrolar, Byzantion’u fethederek İstanbul’u Roma İmparatorluğu’na bağlayan İmparator Septimus Severus döneminde inşa edilmiştir. Tiyatroların yerleri kesin olarak bilinmese de Küçük Tiyatro’nun Gülhane Parkı içerisindeki Gotlar Sütunu’nun bulunduğu alanda, Büyük Tiyatro’nun ise Topkapı Sarayı’nın mutfaklarından denize doğru inen yamaç üzerinde yer aldığı düşünülmektedir.

İmparator Commodus ile birlikte Roma tahtının barışçıl bir şekilde el değiştirdiği “Beş İyi İmparator Devri” sona ermişti. Commodus, kuzeni ve aynı zamanda metresi olan Marcia tarafından gönderilen güreşçi Narcissus tarafından 31 Aralık 192 günü kendi hamamında boğularak öldürülünce ertesi gün, 1 Ocak 193’te Publius Helvius Pertinax kendini imparator ilan etti. Ancak yeni imparator da saltanatının 86. gününde bir Praetorian muhafızı tarafından öldürüldü böylece Roma tahtı için büyük bir taht kavgası başladı. Didius Julianus tahtı Praetorian muhafızlarından satın alarak kendini Roma’da imparator ilan etti lakin Carnuntum’da Septimus Severus, Suriye’de Pescennius Niger ve Britanya’da Clodius Albinus da kendilerini imparator ilan etmişti. İlirya Ordusu komutanı Septimus Severus önce Didius Julianus’un üzerine yürüyerek Roma’yı ele geçirdi akabinde de Roma Senatosu’nun Didius Julianus’u idama mahkum etmesini sağladı. Rakibi Albinus ile anlaşan Severus bu sefer Niger’in ordularını önce Kyzikos (Erdek) ve İznik’de (Nikea) ardından da İsos’da yenerek 194 yılında Niger’i öldürdü. Son olarak da Niger’e karşı anlaştığı Albinus’la savaşan Severus 19 Şubat 197 günü gerçekleşen Lugdunum Savaşı’nda Albinus’u da ortadan kaldırarak Roma tahtının tek sahibi oldu.

Küçük bir şehir devletinden ibaret olan Byzantion yanı başındaki imparatorlukta yaşanan iç savaşa kayıtsız kalmamış ve Pescennius Niger’in yanında yer almıştı. Byzantion, 194 yılında Pescennius Niger’in öldürülmesinden sonra bile Priscus adındaki bir mühendisin liderliğinde Severus’a karşı 2 yıl daha direndi. Ancak iki yıl süren direnişin ardından teslim olan Byzantion, bu sebeple Severus tarafından cezalandırıldı; surlarının bir kısmı yıkılarak sitelik hakkı elinden alındı ve köy olarak Marmara kıyısındaki Perinthos’a (Ereğli) bağlandı. İmparator’un oğlu Caracalla (Lucius Septimius Bassianus) araya girince oğlunu kırmayan İmparator Severus, Byzantion’un cezasına son vererek önce şehrin tüm haklarını iade etti ve şehrin ismini Latinleştirerek Byzantium yaptı. Bununla da yetinmeyen Severus daha sonra şehre oğlunun şerefine Augusta Antonina adını verdi. Aynı zamanda büyük bir imar çalışması da başlattı ki; eski surların yerine daha batıdan geçen yeni surlar yaptırdı, Akropol’e, yani bugün Aya İrini’nin bulunduğu bölgeye Jupiter, Venüs ve Apollo adına tapınaklar kurdurdu, Hipodrom’un inşasını başlattı ve iki adet de amfitiyatro inşa ettirdi.

Aradan yüzyıllar geçti ve İstanbul’un amfitiyatroları zamanla atıl kalarak geride bir iz bırakmayacak şekilde yok oldu. Küçük Tiyatro’ya ait olduğu düşünülen kalıntılara ilk defa 1913 yılında Gülhane Parkı düzenlenirken Gotlar Sütunu çevresinde yapılan kazılarda rastlanıldı. Tarihi kayıtlarda ise Küçük Tiyatro’dan, M.S.440 yılında yazılmış olan “Notitia Urbis Constantinopolitanea” isimli kitapta bahsedilmektedir. Bu kitapta 14 bölgeye ayrılarak yönetilen İstanbul’un 2. bölgesinde Küçük Tiyatro’nun bulunduğundan söz edilir. Yakın tarihli kaynak olarak ise; İngiliz tarihçi Alexander Van Millingen 1906 yılında yayınlanan “Constantinople” isimli kitabında bölgede iki tiyatronun bulunduğu bunlardan Değirmenkapı yakınında olanının yani Küçük Tiyatro’nun sebze bahçeleri tarafından işgal edildiğini yazar. Lozan’da resim öğretmeniyken, 1909’da tatil için geldiği İstanbul’dan bir daha ayrılamayarak Doğu Roma sanatı ve mimarisi üzerine araştırmalar yapan ressam ve topograf Ernest Mamboury, 1925 yılında yayınlanan “Constantinople Guide Touristique” isimli İstanbul rehberinde, “Gotlar Sütunu’nun, Septimius Severus tarafından inşa edilen amfitiyatronun spinasına ait olması gerektiğini” belirtmiştir. İstanbul’un Doğu Roma dönemi topografya uzmanı olan Raymond Janin de 1950 yılında yayınlanan “Constantinople Byzantine, Développement Urbain et Répertoire Topographique” adlı eserinde Sarayburnu’nda 1913’te ortaya çıkartılan kalıntıların olasılıkla Theatrum Minus’a ait olduğunu ve Gotlar Sütunu’nun da bu yerin merkezini işaret ettiğini yazmıştır. Kitabın başka bir yerinde ise “Küçük Tiyatro, büyük bir ihtimalle Afrodit Tapınağı’na bakan ve Artemis Tapınağı yanında inşa edilen ‘Eski Megaralılar Tiyatrosu’ olarak değerlendirilmekte ve tiyatronun birinci tepenin kuzeye doğru olan yamacının uç noktasında yer aldığı söylenir. Bu bölge içine alındığında batıdaki Gotlar Sütunu’nun da küçük tiyatronun tam ortasını işaret edeceği” yazılıdır.

Büyük Tiyatro’dan da “Notitia Urbis Constantinopolitanea” isimli kitapta bahsedilmektedir. Ancak kitapta yer alan bilgiler bir fikir verse de tiyatronun yerini tam olarak belirtmemiştir. 1959 yılında Topkapı Sarayı’nın 2. avlusunda saray mutfaklarının bir bölümü olan eski Yağhane ve Arşiv binalarının bulunduğu alanda yapılan kazılarda dizili vaziyette 11 parça aslan ayaklı oturma sırası bulunmuştur. Böylece antik geleneklere uygun olarak denize karşı eğimli bir arazide olması gereken tiyatro için en uygun yer olduğu düşünülen bugünkü Topkapı Sarayı’ndan denize doğru inen yamaçta gerçekten de Büyük Tiyatro’nun bulunduğu ortaya çıkmıştır. Netice itibariyle İstanbul’un 10.000 kişi kapasiteli olduğu tahmin edilen Büyük Tiyatro’sunun Topkapı Sarayı mutfaklarının altında kalan yamaçta bulunduğu genel bir kabul görmektedir. Ancak bugün söz konusu alanda tiyatroya ait her an gibi bir iz görebilmek mümkün değildir.

Tarihi 8.500 yıl geriye giden İstanbul, Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilen iki tiyatro dışında başka amfitiyatrolara da sahip olmuştur. M.Ö.7. yüzyılda Megaralı Byzas’ın liderliğinde İstanbul’a gelerek burada kolonileşen Dorlar Antik Yunan şehirciliğine uygun olarak İstanbul’da da bir amfitiyatro kurmuş olmalılar. Tarihi kayıtlarda bu tiyatrodan “Eski Megaralılar Tiyatrosu” olarak bahsedilmektedir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere; Janin’e göre bu tiyatro Roma’nın Küçük Tiyatro olarak isimlendirdiği tiyatro da olabilir. Bunun yanında yine “Notitia Urbis Constantinopolitanea” isimli kitaptan Roma İmparatorluğu döneminde İstanbul’un 13. bölgesi olan Galata-Pera’da (Sykae) ve 14. bölgesi olan Ayvansaray’da birer antik tiyatronun daha bulunduğunu öğrenmekteyiz. Alman arkeolog ve İstanbul tarihi uzmanı Alfons Maria Schneider ise 1936’da yayınlanan “Byzanz, Vorarbeiten zur Topographie und Archãologie der Stadt” isimli eserinde Unkapanı civarındaki Üç Mihraplı Cami yakınında Kıble Sokağı’nda bir tiyatro oturma sırasının bulunduğunu aktarmıştır.